İnce bir sızı
Her sabah içim sızlıyor. Bazen geçmişe dair-çocukluğuma dair bir özlem oluyor bu bazen de sahip olduğum şeylere karşı (ailem-sağlığım) bir sızı oluşuyor.
Bu sızı, gözümü sulandıracak kadar güçlü, kalbimde ince bir titreşim bırakacak kadar etkili.
Psikolojik olarak bitmiş bir durumdayım.Yani kafamın içinde yarına dair bir beklenti-bir umut yok ama yine de yaşıyorum, tabi buna yaşamak denirse.
Özlüyorum, eski beni özlüyorum. Mutluydum-umutluydum sonra bir şey oldu daha doğrusu üst üste biriken bir şeyin etkisiydi bu ve ben bir anda artık zamanın içinde sıkışmış durumda kaldım.
Aranızda hiç Dune Prophecy dizisini izleyen var mı bilmiyorum, orada “kardeş lila” karakterini bir ölüm deneyinin içine koyuyorlar ve o kız, öteki alemi yaşıyor. Ve uyandığında asla eskisi gibi olamıyor. İşte ben de şu an onun gibiyim.Bir kırılma noktası yaşadım o zamandan beri öyleyim.
Bu arada gerçekten Dune Prophecy dizisi benim karakterimin tüm hallerini barındırıyor.

Your ‘old’ self is still there, inside of you. You have evolved into a new and greater Ramazan. Appreciate him because he’s full of great, fresh ideas! 💡☺️