Gece çayı
Saat 12’ye geliyor. Malum yarın pazartesi, iş başı. Ben de son bir kez kafamı toparlamak adına çayımı aldım ve balkona çıktım.
Otururken bir taraftan arkadaşlık ilişkilerimi düşünüyorum, bir taraftan kendi rutin ve beklentilerimi düşünüyorum fln. Nereye kadar gidebilirim, ne yapabilirim ekstra onları düşünüyorum. Düşüncenin kendisi var da eylem yok ortada.
Eylemsizliğin sebebi büyük oranda paradan, biraz alışkanlıklardan ve biraz da gevşek bir aile ortamından kaynaklanıyor.
İki yıl önce mi bir yıl önce mi bilmiyorum ama bir noktada çok büyük bir kırılma yaşadım.O günden beri istemsizce her gün ölümü düşünüyorum, her gün zaman algımı kaybediyorum (örneğin bu 3 günlük tatil 3 ay gibi gelirken, haftasonu 1 saat iş yapsam sanki 5 saatmiş gibi geliyor).
Belki bir ilişki yaşasam kendime gelirim diye düşünüyorum.Yani duygusal destekleyici bir bağ oluşur sonuçta. Ama işte yaş yavaş yavaş gün aldıkça insan her şeyin uzun vadeli olmasını istiyor.Sanki vadeli hesapta yaşıyor muşuz gibi… Gerçi zaten öyle yaşıyoruz da işte neyse
Her günü sanki son günümmüş gibi umursamaz yaşıyorum.Normal bir insan son gününü bilirse bir şeyleri düzeltmeye çalışır ama ben ne olacaksa olsun diye yaşıyorum.
